25 Nisan 2010 Pazar

2010 Ocağında bir Perşembe

Ölümü bekleyen bir koyun gibi öylece oturmuş bekliyordum. Artık düşünmekten yorulmuş hatta düşünecek halim kalmamıştı. Ben de beklemeye koyuldum, sadece beklemeye...

Unuttuğum, atmam gereken, başka bir yere koymam gereken ya da saklamam gereken bir şey var mıydı bilmiyordum ve bunların hepsini düşünmek acı veriyordu, işte o anda düşünmeyi bıraktım. Ne olacaksa olmalıydı artık. Yorgundum... Çok yorgun...


Doktor muayenehanesinde, bekleme salonunda amaçsızca beklemeye benzettim bir anda...

01.10.09

Biramı içerken, onun da votkasıyla benimle yarıştığını fark ettim. Normalde birayı yavaş içtiğim için yarışmaya kendimi katmamıştım ama sonra baktığımda o benimle yarışıyordu. Ben de yarışmaya başladım ve burun farkıyla kazandım! Böyle saçma bir eylemde bile karşısındakiyle yarışabilecek kadar hırslı bir dosta sahibim ama zararsız...